rüzgara söylenmiş
fırtınaya
çalınmış
TUTANAĞIDIR
KAZICILARIN!
Kazmaların yılgın tınısını
duyyor musun?
kazıcılar
güneşi doğurmaya gittiler
geceyarısına kadar
da
dönmediler...
dönünce ciğerleri kirliydi!
o halde
görmüşler
orman hayvanları gibi bir başına
ve
çaresiz
ve
çaresiz
avuçlarında bir yangının
vazgeçilmiş dipnotunu düşürdüler tarihe!
öylece ölmüşler
hatta denildi ki
bir kısrak
gibi rahat
ve acısız ölmüşler
ölmüşler yani
ölmüşler!
suratından tanıyamadılar
kimseyi
fişlerine bakıp kanaat
getirdiler!
...
Oysa biri uçurumdan düşseydi
ya da ölseydi sebepsiz
yine sorularla çalkalanacaktı
dünya
hani, nerdesin ey kara gece!
hükmün geçmedi mi bir
cesedin
öyle bembeyaz
soluksuz
yalın razı oluşuna!
senden de karaydı onun kalbi
ve son çığlığı da
aktı kulakalarına bir kurşun gibi
yeryüzü sakinlerinin...
böyle oldu işte tam olarak!
Soma'da oldu!
daha dün oldu!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder